James Jeffrey: "ABD'nin SDG ile ilişkileri 'geçici, taktiksel ve karşılıklı çıkara dayalıydı'"

“`html

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, geçtiğimiz cumartesi gecesi saat 23:00 itibarıyla 15 gün daha uzatılan ateşkesin faydalarını kullanacaklarını duyurdu. Abdi, bu süreçte “18 Ocak anlaşmasının uygulanmasını somut şekilde ilerletme çabasında olacaklarını” ifade etti.


Mazlum Abdi'den 'ateşkes' açıklaması: Kürt şehirlerine hükümet güçleri girmeyecek

Mazlum Abdi’den “ateşkes” açıklaması: Kürt şehirlerine hükümet güçleri girmeyecek

26 Ocak 2026

Abdi, ateşkesin IŞİD mahkumlarının Irak’a transferi amacıyla uygulandığını vurguladı.

IŞİD tutuklularının Irak’a nakledilmesi işlemi, IŞİD kontrollerini SDG’den devralan Şam yönetimi ve ABD işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Tutuklu IŞİD üyeleri Irak sınırındaki tesislere aktarılıyorlar.


ABD Merkez Komutanlığı, cezaevlerindeki IŞİD'lileri Irak'a naklediyor

ABD Merkez Komutanlığı, cezaevlerindeki IŞİD’lileri Irak’a naklediyor

21 Ocak 2026

18 Ocak Anlaşması Nedir?

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Halep’te HTŞ liderliğindeki Suriye Geçiş Yönetimi güçleri ve SDG arasında meydana gelen çatışmaların Halep’in doğusuna kayması üzerine “bir iç savaşı önlemek” adına anlaşmaya varmak zorunda kaldıklarını açıkladı:

Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmesini, daha fazla can kaybı yaşanmasını önlemek, özellikle sivil kayıpların ve gereksiz ölümlerin yaşanmasını engellemek amacıyla; belirsiz sonuçları olan bu süreci durdurmak için Deyrizor ve Rakka bölgelerinden Haseke’ye çekilme kararı aldık ve bu temel doğrultuda bir mutabakat sağlandı.

Anlaşma toplamda 14 madde içermekte ve çatışmanın derhal sonlandırılması açısından kritik iki hususu göz önüne sermektedir:

İkinci madde: Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin yönetiminin tamamen Suriye hükümetine devri. Bu, tüm sivil kurum ve tesislerin kontrolünün Suriye hükümetine geçişini, ilgili bakanlıklardaki mevcut personelin eski görevlerine geri dönmesi için gerekli kararların hemen alınmasını ve hükümetin bu bölgelerde SDG çalışanları ve milisleri hedef almayacağına dair bir taahhüdü kapsamaktadır.

Üçüncü madde: Haseke vilayetindeki tüm sivil yapılar, Suriye devletine bağlı idari yapı ve kurumlarla entegre edilecektir.


SDG ile Şam arasında ‘ateşkes ve entegrasyon’ anlaşması

SDG ile Şam Arasında ‘Ateşkes ve Entegrasyon’ Anlaşması

18 Ocak 2026

Ateşkes süreci devam ederken Haseke’deki entegrasyon meselesi üzerinde tartışmalar sürüyor. Ancak, bu tartışmalar nasıl çözülürse çözülsün, SDG’nin 8 Aralık 2024’te Esad rejimi devrildiğinde sahada sahip olduğu güç yapılandırması oldukça daralmış durumda.

Bu durumun, ABD’nin IŞİD’le mücadelesinde SDG’ye verdiği destekten vazgeçmesinin etkili olduğu düşünülüyor. Ancak, ABD’nin Türkiye, Suriye ve Irak politikalarının uzun süreli diplomatı James Jeffrey, “ABD’nin SDG’ye ihanet ettiği” yorumlarına karşı, desteğin her zaman “taktiksel” olduğunu belirten bir makale kaleme aldı.

Jeffrey, 2008-2010 yılları arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi, 2018-2020 yılları arasında ise Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yaptı. Ocak 2019’dan itibaren hem Suriye Temsilciliği hem de IŞİD ile Mücadele Küresel Koalisyonu Özel Temsilcisi olarak da görev almakta. Jeffrey, 18 Ocak anlaşması hakkında yaptığı değerlendirmeyi Washington Institute’da “Yeni Kürt Anlaşmasının Detayları ve ABD’nin SDG’ye Destek Politikasının Taktikselliği” başlığıyla yayımlanan makalesinde aktardı. Bu makale, ABD’nin Rojava’daki yeni düzenle ilgili sorumluluk almaktan kaçtığını ayrıca SDG ile olan ilişkilerinin tarihine dair doğru bir bakış sunuyor.

***

“Yeni Kürt Anlaşmasının Detayları ve ABD’nin SDG’ye Desteğinin Taktikselliği”

18 Ocak’ta Şam yönetimi, kuzeydeki çatışmaları durdurmak ve SDG’nin elindeki bölgelerin entegre edilmesi için yeni şartları belirlemek üzere SDG ile 14 maddelik bir mutabakat imzaladı. Ancak bu anlaşmanın içeriği, çözdüğü sorunların yanı sıra yeni meseleler de ortaya çıkarıyor; bunlar arasında ABD’nin SDG’ye verdiği taahhütlerin geleceği de bulunuyor.

Örneğin, 5. madde, SDG personelinin Suriye ordusuna “bireysel” olarak entegre edilmesini öngörüyor. Bu durum, hükümetin daha önce birim bazında entegrasyonu önermesinden bir sapma anlamına geliyor. Şartların aniden değiştirilmesi ve yeni dilin kullanılmasının yanı sıra, SDG’nin on binlerce Kürt savaşçısının geleceği konusunda pek az açıklık getiriyor.

7. madde ise, Şam’ın yerel siyasi temsili “garanti altına almak” amacıyla Kürt ağırlıklı Haseke vilayetini yönetmesi için yerel bir yetkili atamasını öngörmektedir. Ancak bu kişinin nasıl seçileceği, kimin katkıda bulunacağı ve hangi kriterlerin göz önünde bulundurulacağı belirsiz.

Benzer şekilde, 10. madde, “ulusal ortaklığı” sağlamak için merkezi hükümetteki güvenlik ve sivil alanlarda Kürtlerin onayıyla atamalar yapılmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor. Ancak bu siyasi dinamikleri içeren önemli detaylar açıklanmamış durumda.

11. madde ise Kürtlerin dilsel, kültürel ve yasal haklarını güvence altına alıyor (bu durum, Şam’ın o günlerde yayınladığı başkanlık kararnamesini yinelemektedir), ancak bu hakların mevcut Suriye yasalarına ya da yeni bir anayasaya entegre edilmesi konusunda bir taahhüt sunmuyor. Bu konuların netleşmesi için Şam ve SDG arasında daha fazla üçlü görüşmenin yapılması, ateşkesin daha fazla bozulmaması açısından kritik öneme sahip. Bu yüzden Washington’un bu görüşmelere öncelik vermesi hayati önem taşımaktadır.

Bazı eleştirmenler, Washington’un gelişmelerin bu noktaya ulaşmasına izin vererek Kürtlere ihanet ettiğini savunuyor. Ancak ABD’nin uzun süredir benimseyip Trump yönetiminin de uygulamaya koyduğu bu yaklaşım, SDG ile ilişkilerin “geçici, taktiksel ve karşılıklı çıkar temelli” olduğuna işaret etmektedir. Bu durum, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılar göz önünde bulundurulduğunda, Suriye’nin geleceğinde bir müdahaleye girişmekten ya da Türkiye’nin tepkisini çekmekten kaçınmak için alınan bir duruş olarak değerlendirilmektedir.

Ek olarak, ABD’nin Kürtleri askeri olarak koruma taahhüdü, yalnızca IŞİD, Beşar Esad, İran ve Rusya’nın tehditleriyle sınırlı kalmıştır. Diğer durumlarda (örneğin, 2019’daki Türk müdahalesi; Aralık 2024’ten itibaren SDG ve Şam arasındaki gerilimler) ABD’nin taahhütleri, uzlaşma düzenlemelerine yönelik diplomatik destekle sınırlı kalmıştır.

(AEK)

“`