Haber Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Sigortayı Dönüştürüyor Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik riskler, sigorta poliçelerini etkileyerek kapsam daraltılmasına yol açtı. Hakan Kaplan 6 Nisan 2026 Küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yükselen gerilim, gemi trafiği ve teslim sürelerindeki etkinin yanı sıra sigorta teminatlarının yapısı ve fiyatlama mekanizmaları üzerinde de belirleyici olmaya başladı. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Hürmüz Boğazı’nda yükselen gerilim, sigorta sektörü için de risk faktörünün hesaplanmasıyla ilgili ciddi olumsuzluklar oluşturdu. Hürmüz Boğazı’nda sigorta sektörünün tablosunu asıl değiştiren riskin öngörülebilir olmaktan çıkması olurken, fiziksel hasarın yanı sıra jeopolitik gerilim, misilleme ihtimali ve belirsizlik katsayısı da fiyatlama merkezine yerleşti. Bu kapsamda savaş riskleri, ayrı ve sınırlı bir başlık olmaktan çıkarak ana risk değerlendirmesinin temel unsurlarından biri haline geldi. Hürmüz Boğazı’ndaki çatışma durumunun sigorta sektörüne sahadaki yansıma ise daha çok teminat kapsamlarının daralması, savaş istisnalarının genişlemesi, muafiyetlerin yükselmesi ve mevcut poliçelerin daha yüksek primlerle yeniden yapılandırılması şeklinde ortaya çıkıyor. Buna göre, özellikle yüksek jeopolitik risk taşıyan hatlarda standart teminatlarla ilerlemek giderek zorlaşırken, ek savaş riski koruması, buy-back klozları (geri alım garantisi) ve çok katmanlı sigorta yapıları daha fazla önem kazanıyor. Risk ortamı ayrıca hasarın meydana gelmesinden çok olayın nasıl sınıflandırıldığı konusunu ön plana çıkarıyor. Bir zararın sigorta hukuku açısından “warlike act” (savaş benzeri eylem) kapsamında değerlendirilmesi halinde standart poliçeler devre dışı kalabilirken, yalnızca varsa savaş riskleri teminatı işletilebiliyor. Bu durum da sigorta sektörünün operasyonel açıdan çatışmanın niteliğini sınıflandıran başlıca aktörlerden biri haline geldiğine işaret ediyor. “Risk öngörülebilir olmaktan çıktı” IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan durumun sigorta sektörüne yansımasıyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Çiftçi, yaşanan gelişmelerin sektör açısından klasik bir bölgesel risk artışının ötesine geçtiğini, buradaki asıl kırılmanın riskin öngörülebilir olmaktan çıkması olduğunu anlattı. Normal şartlarda denizcilik sigortalarında riskin coğrafya, geçmiş hasar verisi ve operasyonel parametreler üzerinden fiyatlandığını dile getiren Çiftçi “Ancak bugün Hürmüz hattında risk, doğrudan jeopolitik kararlarla şekilleniyor. Bu da sigorta şirketlerinin risk değerlendirme yaklaşımını önemli ölçüde değiştiriyor. Artık sigortacılar sadece fiziksel hasarı değil, jeopolitik gerilim, misilleme riski ve belirsizlik katsayısını fiyatlıyor. Bu nedenle özellikle savaş riskleri ayrı bir ürün olmaktan çıkıp, ana risk değerlendirmesinin merkezine yerleşmiş durumda.” diye konuştu. Çiftçi, sahada tek bir eğilimden söz etmenin zor olduğunu ancak genel tabloda teminat kapsamlarında daralma ve özellikle savaş istisnalarında belirgin şekilde genişleme gözlemlendiğini söyledi. Buna paralel olarak sigorta şirketlerinin riski daha fazla paylaşmak adına muafiyetleri yukarı çektiğini ve riskin daha büyük bir kısmını sigortalının üstlenmesini istediğini belirten Çiftçi, şöyle devam etti: “Diğer taraftan mevcut poliçelerin büyük ölçüde aynı şartlarla yenilenemediğini, daha yüksek primler ve daha sınırlı kapsamlarla yeniden kurgulandığını gözlemliyoruz. Uluslararası basında sıklıkla dile getirilen iptal dalgası ise sahada çoğu zaman birebir iptal olarak değil, çoğunlukla poliçelerin daha dar kapsam ve daha yüksek primlerle yeniden yapılandırılması şeklinde karşılık buluyor.” “Warlike act’ en kritik belirleyicilerden biri” Çiftçi, “warlike act” sınıflandırmasının, hasarın ödenip ödenmeyeceğini belirley