Çin’den Ortadoğu İçin Barış Çağrısı: Diplomasi ve Diyalog Vurgusu

Çin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun, uluslararası topluma barışa olan bağlılığını sürdürme ve diplomatik çabaları artırma çağrısında bulundu. 24 Mart 2026 tarihinde Beijing’de düzenlediği basın toplantısında, Ortadoğu’ya yaptığı ziyaretin ardından bölgedeki ülkelerle gerçekleştirdiği görüşmelerin kapsamını paylaştı. Zhai, savaşın başlangıcının aslında gereksiz olduğunu ve Ortadoğu halklarının barış ve istikrar arayışında olduğunu belirtti. Ancak, ABD ve İsrail’in İran-ABD müzakereleri devam ederken başlattığı çatışmaların tüm diplomatik çabaları boşa çıkardığını ifade etti.

Zhai, krizin detaylarının açık olduğunu ve ABD ile İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden izin almadan İran’a saldırdığını hatırlatarak, bu eylemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Krizin çözümüne yönelik her türlü görüşmenin, çatışmanın temel nedenlerinin anlaşılmasına odaklanması gerektiğini belirtti.

Silahlı çatışmaların yayılmasını önlemenin önemine dikkat çeken Zhai, Ortadoğu’daki savaşın sadece bölgedeki güvenliği değil, aynı zamanda global ekonomik dengeyi de tehdit ettiğini ifade etti. Bu nedenle, Arap ülkelerinin ve özellikle Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin, bu felaketin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakıldığını vurguladı. Sivillerin korunması ve askeri olmayan hedeflere yönelik saldırıların engellenmesi gerektiğinin altını çizen Zhai, tüm tarafları bu konuda sorumlu davranmaya davet etti.

Zhai, ateşkesin sağlanmasının aciliyetine vurgu yaptı. Mevcut çatışmanın boyut ve şiddet açısından geçmişteki olaylardan daha büyük ve daha yıkıcı olduğunu belirtti. Bölge halklarının barış ve huzur arzusunu yineleyerek, ilgili tarafların derhal askeri eylemlerine son vermesi gerektiğini söyledi.

Temel çözümün diyalog ve müzakerelerde yattığını dile getiren Zhai, geçmiş deneyimlerin askeri yöntemlerle çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını gösterdiğini ifade etti. Son olarak, tek taraflılığa karşı durulması gerektiğini vurgulayan Zhai, güçlü olmanın haklı olmak anlamına gelmediğini hatırlattı ve uluslararası toplumu barış çabalarını sürdürmeye davet etti.